
Mağdurların Sık Yaşadığı Tepkiler — Neden Olur? Ne Anlama Gelir?

Birçok mağdur, yaşadıklarını normal sanır veya “Abartıyorum galiba.” diye düşünür.
Oysa bu tepkiler travmanın biyolojik, psikolojik ve davranışsal sonuçlarıdır ve tamamen NORMALDİR.
Hadi gel beraber aşağıda en yaygın tepkileri ve neden olduklarını inceleyelim.

Bazı Tepkiler Listesi:
1) Donma Tepkisi (Freeze Response)
Neden olur?
Beyin tehlike algıladığında 3 temel tepki verir: savaş, kaç veya don.
Donma, vücudun kendini korumak için verdiği otomatik, kontrol dışı bir tepkidir.
Mağdurların bunu yaşaması çok yaygındır çünkü:
-
Korku, şok veya panik ile beden engellenir.
-
Beyin “Hareket etme, sadece hayatta kal.” moduna geçer.
“Hayır” diyememek, kaçamamak mağdurun SUÇU değildir.
Mağdur genelde şunu düşünür:
“Keşke bir şey yapsaydım… demek ki istemişim.”
Bu doğru değildir çünkü aslında donmak, rızanın yokluğu anlamına gelir.
2) Şok ve İnkar
Neden olur?
Beyin rahatsız edici bilgiyi hemen işleyemez.
Kişi “Böyle bir şey olamaz.” diyebilir.
Travma sonrası beyindeki bilgi işleme sistemi kendini korumak için yavaşlar.
3) Parçalı veya Bozuk Hatırlama
Neden olur?
Kişi olayın bazı kısımlarını hatırlamaz, bazılarını fazla net hatırlar.
Travma anında beynin hafıza bölümü (hipokampus) baskılanır.
Bu yüzden mağdurların anlatımında boşluklar olması NORMALDİR.
“Olayı hatırlamıyorsun bile.” diyenler travmayı ve sonrasında doğan sonuçları bilmez.
4) Suçluluk ve Utanç
Mağdurların büyük kısmı “Keşke böyle yapmasaydım.” diye düşünür.
Neden olur?
-
Beyin olay üzerinde kontrol duygusunu geri kazanmak için kendini suçlar.
-
Toplum mağduru "yeterince karşı koymamakla" suçlar.
-
Manipülatif fail “Aslında sen istedin.” diyebilir.
Gerçek:
Utanç duygusu olanların senin suçun olduğunu GÖSTERMEZ.
Suçluluk duygusu, travmanın doğal sonucudur.
5) Faille Bağı Koparamama
Sanılanın aksine, bir mağdur failine karşı karmaşık ve çelişkili duygular hissedebilir; onu özleyebilir, suçlamakta zorlanabilir ya da hâlâ sevgi hissettiğini fark edebilir. Bu tepkiler yaşananı meşrulaştırmaz, travmanın bağ kurma ve hayatta kalma biçimlerini yansıtır.
Neden olur?
-
Fail genelde tanıdık bir kişidir.
-
Manipülasyon döngüsü güven duygusu yaratır.
-
Beyin tehdit altında bağlanmayı artırabilir (trauma bonding).
-
Bu, mağdurun karakteriyle ilgili değildir.
6) Bedensel Tepkiler
-
Mide bulantısı
-
Baş ağrısı
-
Uykusuzluk
-
İştah değişimleri
-
Titreme
Neden olur?
Çünkü travma sadece zihni değil, beden ve sinir sistemini etkiler.

Hadi devam edelim.
(DİKKAT: Bu kısım tetikleyici olabilir.)
Travmanın Pek Konuşulmayan Yüzleri
Travma her zaman beklenen belirtilerle ortaya çıkmaz (yukarıda bahsettiğimiz panik atak, ağlama, kabuslar gibi). Birçok kişi daha az konuşulan ama oldukça gerçek olan tepkiler yaşar. Bunlar kafa karıştırıcı ya da utandırıcı gelebilir, ama hepsi geçerli travma tepkileridir.
1. Duygusal Uyuşuklukla Birlikte Ani Risk Alma İstekleri
Travma yaşayan birçok kişi uzun süre boyunca hiçbir şey hissetmiyormuş gibi yaşar. Sevinç, üzüntü, heyecan… Hepsi sanki perdelenmiştir. Ancak bu uyuşukluğun içinde zaman zaman çok ani ve yoğun dürtüler ortaya çıkabilir: düşünmeden alışveriş yapmak, tehlikeli kararlar almak ya da kendine zarar verecek davranışlara yönelmek gibi. Bu, kişinin sorumsuzluğu değil; sinir sisteminin “en azından bir şey hissedeyim” arayışıdır.
2. Beden Algısında Bozulma
Travma bedeni güvensiz bir yer haline getirebilir. Kişi aynaya bakmak istemeyebilir, bedenini yabancı hissedebilir ya da sanki bedeni ona ait değilmiş gibi algılayabilir. Bazıları ise tam tersi şekilde görünüşüne aşırı odaklanır; kilo, cilt, yüz hatları gibi konular zihnini sürekli meşgul eder. Bu da kontrol duygusunu geri kazanma çabasıdır.
3. Zaman Algısında Kaymalar
Bazen günlerin nasıl geçtiğini anlamazsın; saatler uçup gitmiş gibidir. Bazen de geçmişte yaşadığın bir anı, sanki şu anda oluyormuş gibi yoğun hislerle geri gelir. Bu durumda bedenin geçmişteki tehdidi bugün de varmış gibi algılar.
4. Kimlik Dağılması
Travma sonrasında kişi kendini tanıyamaz hale gelebilir. Önceden sevdiğin şeyler artık anlamsız gelebilir, hedeflerin değişebilir, hayata bakışın bulanıklaşabilir. “Ben kimim?” sorusu sık sık aklına gelir. Bu, kimliğinin kaybolduğu değil; kimliğini yeniden inşa etmeye çalıştığın bir dönemdir.

5. Konuşmakta Zorlanma
Bazı durumlarda kişi konuşmak ister ama sesi çıkmaz. Boğazı düğümlenir, kelimeler aklına gelmez. Bu, iradesizlik değildir; sinir sisteminin tehlike algıladığında devreye soktuğu bir kapanma tepkisidir.
6. Isı Dengesizlikleri
Travma yaşayan kişiler bazen ortam sıcak olsa bile üşüyebilir ya da birdenbire sıcak basmaları yaşayabilir. Bu bedensel tepkiler, o an bir tehlike yokken bile bedenin “alarmdaymış” gibi davranmasından kaynaklanır.
7. Tekrar Eden Zararlı İlişkilere Çekilme
Kişi farkında olmadan kendine zarar veren insanlara ya da ortamlara çekilebilir. Bu, acı çekmeyi istemek değildir. Beyin tanıdık olanı öyle olmasa bile güvenli sanma eğilimindedir; bu yüzden travmanın yaşattığı acıyı başka bir zararlı ilişki içinde tekrar arayarak bu sefer olayı kontrol altına almak ister.
8. Aşırı Sorumluluk Alma
Birçok travma mağduru, etrafındaki herkesin duygularını kendi görevi gibi hisseder. Sürekli özür diler, kimse üzülmesin diye kendinden vazgeçer. Çünkü geçmişte “sorun çıkarmamak” hayatta kalmanın yolu olmuş olabilir.
9. Hiperseksüellik
Önce sana hiperseksüellik nedir onu açıklayayım:
Hiperseksüellik; cinsellikle ilgili düşünce, dürtü ve davranışların kişinin kontrol etmekte zorlandığı, günlük yaşamını ya da ilişkilerini olumsuz etkileyecek kadar yoğunlaşması durumunu ifade eder.
Bu sadece “cinselliği sevmek” değildir. Hiperseksüellikte kişi:
-
Cinsellikle ilgili düşüncelerini durdurmakta zorlanır,
-
İstemese bile tekrar tekrar cinsel davranışlara yönelebilir,
-
Bu davranışlardan sonra suçluluk, boşluk ya da utanç hissedebilir,
-
Hayatındaki sorunlardan kaçmak ya da içindeki rahatsızlığı bastırmak için cinselliği kullanabilir.
Cinsel taciz sonrasında ortaya çıkan hiperseksüellik, çoğu zaman yanlış yorumlanır. Dışarıdan bakıldığında “çok istekli olmak” ya da “sınır tanımamak” gibi algılanabilir; oysa bu durum çoğu zaman bir zevk arayışı değil, travmaya verilen bir hayatta kalma tepkisidir.
Taciz yaşayan birçok kişi, bedeninin üzerindeki kontrolün elinden alındığını hisseder. Hiperseksüel davranışlar, bu kontrolü geri kazanmaya çalışmanın bir yolu haline gelebilir: Kişi kendi bedenini ve ilişkilerini yönettiğini hissetmek ister, bu yüzden sık, yoğun ya da riskli cinsel davranışlara yönelebilir. Bu davranışlar bazen kişiye kısa süreli bir güç, görünürlük ya da “bedenim hâlâ bana ait” hissi verir.
Aynı zamanda, taciz sonrasında bazı insanlar sevgi, ilgi ve güven ihtiyacını cinsellikle karıştırmaya başlar. İlgi görmek, arzulanmak ya da biri tarafından seçilmek; derindeki değersizlik ve yalnızlık duygularını geçici olarak bastırır. Fakat bu yakınlık sonrasında çoğu zaman karşıdaki insanla gerçek bir bağ kurulmaz, sadece yaranın üzerini kısa süreli kapatır.
Bu yüzden taciz sonrası hiperseksüellik bir çelişki değil; incinmiş bir bedenin ve sinir sisteminin kendini onarmaya çalışmasının dilidir. Bu durum bir karakter kusuru değildir ve asla yaşananları geçersiz kılmaz. Tam tersine, travmanın kişiyi ne kadar derinden etkilediğinin bir göstergesidir.

Bu tepkilerin hiçbiri senin bozuk olduğun anlamına gelmez. Bunlar, zor bir dünyada hayatta kalmayı öğrenmiş bir bedenin ve zihnin izleridir.

Hadi Özetleyelim:
Mağdurların verdikleri tepkiler çoğu zaman insanların beklediği gibi olmaz ve bu tepkiler bir tercih ya da hata değildir: otomatik hayatta kalma tepkileridir. Bir kişi tehdit altında, korkmuş ya da bunalmış hissettiğinde, beyin donakalma, dissosiyasyon (gerçeklikten kopma), duygusal olarak kapanma, uyum sağlama ya da dışarıdan sakin ve tepkisiz görünme gibi tepkiler üretebilir. Bu tepkiler bilinçli kararlarla değil, sinir sistemi tarafından kontrol edilir. Amaçları “direnmek” ya da “onay vermek” değil, kişinin o anı atlatmasını sağlamaktır. Travma herkesi farklı etkiler; bu yüzden “doğru” bir tepki şekli yoktur. Bu tepkilerin hiçbiri yaşanan olayın istendiği, kabul edildiği ya da kurbanın "istemeseydi zaten engelleyeceği" anlamına gelmez. Sorumluluk her zaman zararı veren kişiye aittir, hayatta kalmaya çalışan mağdurun bedenine ya da tepkilerine değil.